tavsiyeler tavsiyeler tavsiyeler... restorandan, kozmetik ürününe oradan kahveye

23 Haziran 2017 Cuma
günaydın 

sabah kahvaltı yapın diye tavsiyelere başlayayım, yıllardır aynı şeyleri yazan osman müftüoğlu'ndan ne eksiğim var benim:) deyip. 

makedonya - arnavutluk sınırında bir restoran 
giderken de gelirken de burada yedik, tur ile falan uğrayabileceğiniz bir yer değil, özel araçla giderseniz, su kenarında serin, temiz, düzgün ve kuzu etleri çok leziz, dahası taze soğan ve sarımsak geliyor bir kayık!:))) içki elbette var, salata o anda yapılıyor, ekmekler kızartılmış olarak geliyor. yol üstü en iyilerden. 

gjahtari restoran 

durres / arnavutluk 
denizin  üstünde bir mekan 
sahil şeridi arnavutluk'un 
her yerde ama her yerde iyi kahve var hem de çok iyi kahve 
trileçe de öyle, hafif pamuk gibi tüy gibi bir tatlı 
sabah kahvaltı niyetine 

dm mağazalarında 
balea 
bunca senedir dünya kadar kozmetik kullandım fiyat kalite endeksi bu kadar yüksek ve süper bir ürüne skopje çarşıda rastladım. aslında niyetim sadece güneş korumalı ucuz bir krem almaktı, bu da 3-4 euro bişey ama nasıl memnunum anlatamam. çatık kaşımı bile az biraz düzeltti bir haftada sanki. alman. bizde dm yok, açılsa iyi olur. açılıncaya kadar ilk fırsatta ilk dışarı seyahatimde ne  varsa 40a dair alacağım. ısrarla tavsiye, bu bayram giderseniz, bana da alın:))) 

ohrid lake 
kahvaltı yapın demiştim değil mi yazının başında 
ohrid göl kenarında kahvaltılar leziz, hesaplı 
ben ilk gün klasik ikinci gün omletli falan kahvaltı yaptım, espressoları yuvarladım son gün yav ben börek yemedim burada deyip peynirli burek ile kahvaltı yaptım. hepsi güzeldi. 

akşam eve geldiniz, hava sıcak dışarı kalabalık 
kiraz yıkayın bir kaçta şeftali 
üstlerine bolca buz 
benim viskim 2 parmak viski bir buz 
ama bu sıcaklarda 2 buz atıyorum 
günün yorgunluğu gitti mi
şimdi yeni seyahat için çanta hazırlayıp evi toparlamaya sıra geldi 

iyi bayramlar 

üsküp, ohrid, bitola notları; evet yalnız geziyorum ve evet mızırdanan insanlardan kaçıyorum:))

20 Haziran 2017 Salı
ay ben toparlama bir üsküp, 

kahve zamanı 
hotel de koka 

 ohrid, bitola yazısı yazayım da yeni seyahate yer açılsın:))) 

önce en çok gelen soruyu yanıtlayayım; evet, yalnız çıkıyorum gezilere, hayır sıkılmıyorum. mantıktan süzülmüş gelen hislerimle yolumu, yönümü buluyor, canım ne isterse - şartlar ve ulaşım gibi zorunluluklar dışında- onu yapıyor, dinleniyor, yoruluyor, geri dönüyorum. 

mantıktan süzülmüş his ne? ay ne olacak; 43 yaşındayım ben, insanların gözlerinden geçen gölgeden ne derken ne demek istediklerini anlıyor, ona göre davranış şeklimi belirliyorum. sıkıntı yaşadığım olmuyor mu, elbette oluyor ama hızlıca ve en kesin çözüm ile çözüyor yola devam ediyorum. mesele bitola'da kaldığım otelde gece geç saate kadar alt kattaki bardan gelen gürültü nedeniyle uyuyamayınca, sabah 2 günlük para vermiş olmama rağmen ayrıldım otelden. paramı geri aldım, bir sorun yaratmadılar. 

hızlı karar almak gezilerde önemli bir özelik, oraya mı gideyim buraya mı gideyim diye düşünürken zaman geçirmektense zaten hiç görmediğim yerler hemen birini seçiyorum. bu da bana zaman kazandırıyor. 

hafif çanta ve mızırdanmayan insanlar hayatta da gezide de hafiflik demek. gezide zaman zaman birileri ile aynı rotayı yaparken arkadaşlık etsem de bunlar hiç mızırdanan insanlar olmuyor. mızırdanan insandan kaç! 

şimdi gelelim üsküp, ohrid, bitola notlarına; 

üsküp 

ohrid
 arası minibüs ile 3 saat. gidiş dönüş bilet alırsanız daha ucuz oluyor. ben hep tek yön alıyorum siz bakmayın bana. ohrid'e indiğiniz an minibüsün etrafında oda/tur satmak için bir kaç insan oluyor, boş verin yürüyün aşağı merkeze doğru. göl kenarında soğuk bir şeyler için ( ben öğlen sıcağında gitmiştim de:)) ) dinlenin sonra yer otel her şey zaten eski şehirde, geze geze içinize sinen yeri bulun. ohrid'de kilise çok, en büyüğü sanırım en tepedeki; geze geze yukarı çıkın çok çok fotoğraflık yerler. ohrid incisi ibadullah! her fiyata her yerde ama açıkçası ben tanıdık güvendik olmayınca minik şeylerin dışında böyle değerli olduğundan emin olamadığım  şeylere para harcamıyorum. 

ohrid de iken struga köyüne gittim ben, küçük bi köy yine ohrid gölü kenarında; pazarını gezdim, soğuk biralar içtim, sonra hoop geri dönüp sveti naum'a kara yoluyla gittim. sveti naum göl turları ile de gidebileceğiniz bir yer ama tur teknelerinde çalan müziği duyunca ben (ankaranın bağları çalıyordu ) karadan giderek ne kadar isabetli bir karar verdiğimi anladım. his bu işte! ohrid - struga- sveti naum gezdiniz, şimdi merkezin tadını çıkarın; orada bir dondurma burada bir kahve şurada bir köfte ötekinde balık yiyin, yürüyün yürüyün yürüyün. 

makedonyada da arnavutlukta da çok lezzetli kahveler içeceksiniz, hiç şaşırmayın zira italyan esintisi hep var. 

ohrid -



bitola 
atatürkün lisesinin binası ve meydan 


bitola arası otobüs var ama ne otobüs:))) haa unutmadan terminale giderken aman euro ile bilet alırım ne var ki demeyin, benim gibi 50 euroyu bozduramaz gerisin geri ohrid merkeze döner, denar alırsınız. yanınızda hep denar taşıyın. zaten minicik bir teminal 3 euro falan bilet; biletçi teyzenin burnuna dayamayın 50 euroyu, kasada yok o kadar para sıkmayın teyzeyi. 

bitola minicik bir şehir; sirok caddesinde akıyor hayat ve evet, bütün oteller (merkez caddede olanlar) cafe/bar üstünde. yine ucuz 25 euroya otel var 3 yıldızlısından. atatürkün lisesi müze, gezin, sonra sirok caddesinde açılan bir sokakta yemek yiyip şarap için. bu şehirlerde hiç 10 euro hesap ödemediğimi söylemiştim, değil mi? 3-9 euro arasına deli yemekler yiyip içtim. kilolar mı, yok yok çok almamışım. 

üsküpte iken 3-5 saatinizi matka kanyonu için ayırın. ben belediye otobüsü ile gittim ama çocuk çoktu otobüste; yüzmeye gidiyorlardı kanyona ve deli gibi bağıra çağıra konuşuyorlardı, eh ergenler işte.  taksiyle gitsem daha iyi olacakmış. burası eski bir baraj, yürüyüş yolu yapmışlar baraj / kanyonun üstüne, bitimine de bir otel tabii ki hotel matka. ben oradayken 40 euro idi geceliği şimdi yüksek sezona girmiştir. yemyeşil, serin güzel bir rota matka kanyonu. 

üsküp 
meydan 

hadi ben yeni seyahatler için hazırlanmaya 
varsa sorular yine yanıtlarım 


hotel de koka, skopje / üsküp / makedonya

18 Haziran 2017 Pazar
makedonya arnavutluk sınırı 
ohrid gölü 

*** 
iki ülke, sekiz - on şehir gezdim geldim. üsküp ile başladım, ohrid ve bitola ile devam ettim. sonrasında büyük şans arnavutluk çıktı piyangodan! tiran, elbasan, durres ve daha bir kaç küçük kasaba daha gezdim, hızımı alamayıp son gün kosova'ya gidecektim ama uçağı kaçırırım diye gitmedim. niye, çünkü hepsi birbirine yakın yerler buralar. 

önce üsküpten bahsedeceğim; 1 milyon nüfusu ile küçümen bir başkent skopje; evet, vardar ovasııı vardar ovası, kazanamadım sıla parası, diye mırıldanarak geçtim vardar'ın iki yakasını birleştiren köprülerden. üsküp bir köprü ve heykeller şehri demek ilk izlenim için yeterli olsa da, bir hafta kalınca; matka kanyonundan, tepedeki devasa haç ve makedon evleri köyü, benim gidemediğim roman mahallesi ile aslında gezdikçe kendini açan bir şehir. en başta söyleyeyim; çok ama çok ekonomik üsküp. şöyle anlatayım; ben hiç 10 euro hesap vermedim! ne italyan restoranında şarap makarnada ki meydanda idi restoran ve gayet turistikti buna rağmen 500 denar gibi bi'şey verdim ( 600 denar = 10 euro ) ne de ohrid'de balık yediğimde, hele köfte falan zaten 3 euro, 2,5 euro civarında geziyor. süperdi süper. 

bir diğer insanın gidince içinin açıldığı ohrid; göl kenarı, kahveler, barlar, restoranlar... eski çarşıda türkler, diğer esnaf makedon ve arnavutlar. arnavutlar gayet iyi türkçe konuşuyor, gençler ingilizceyi benden iyi biliyor. dil problemi de yaşamayacağınız bir coğrafya makedonya. arnavutluk için çok bir şey diyemeyeceğim; çünkü özel bir davet ile gittim ben; her şey ayarlanmıştı. 

üsküp'te nerede kalalım handan? 

hotel de koka; üsküp eski çarşıda 3 yıldızlı bir otel. oda & kahvaltı şu sıra 35 euro civarı. temiz, düzgün, kahvaltısı yeterli ve lezzetli, hizmeti iyi bir otel. 

internet sitesi için tık tık

iletişim: + 389 2 311 2200   

siz üsküp ve ohrid için bilet bakarken ben sırt çantamı ve spor ayakkabımı yenileyeyim:) ikisi de eskidi çünkü. 

devam edecek elbette 
daha bitola var, tiran var, elbasan var ooo var daha çok var. 

bu otel tavsiyesi olarak dursun burada. 




kendimi izlememek için kaçıyorum!:)

2 Haziran 2017 Cuma
bu da tv için makyaj yapılmış handan 

 başlıktaki yanıtı sevgili selenay'a verdim; yarışmanın günün sorunca. haftaya yayınlanacak, ben ise makedonya ellerinde bünyeyi köfteye, kuruya, börek çeşitlerine bandırıyor olacağım. 

üsküp, ohrid, bitola diye planladım kabaca; o arada sınır ülkelerden bir arnavutluk ya da yunanda bir kasaba da yapabilirim. yazarınız yıllık izninin bir bölümünü kullanacağından ahahah hep bu kalıbı kullanmak istemiştim. instagram daha iyi geziyi izlemek için. 
en iyi börek nerede, en lezzetli köfte hangi lokantada hepsini bana sorun, haftaya. 

''gitmek'' artık diğer zamanlarda ekonomisi üzerinde çalıştığım bir durum benim için. 
hava değişimi, farklı coğrafyalar / kokular / yemekler / çiçekler / yollar... 
43 yaşındayım ve 50 ye kadar enerjim böyle yüksek iken gezebildiğim kadar sırt çantası ile gezip 50 + da daha lüks gezilere katılıp fazla yorulmadan gezmek istiyorum. 
aklıma düşen yeni yer; sicilya. evet, italyan mafya filmleri izleye izleye:) 

yol kitabı bir roman var çantamda; bir de orhan pamuk'un bir kitabı 9.90 a düşmüş (33 ten) kitaplığıma baktım, yok. eh onu da alayım diyorum. yeter sanırım. 

sabah kafamda tıkır tıkır yazıyordum bir konuyu ama şimdi unuttum yahu! 

kendime notlar; 

ohrid'de korzo pastanesinde dondurma ye 
yine ohridde sveti naum noktasına git ve itaatsizin tanımıyla ''suyun yeryüzündeki en şeffaf hali'' ni gör. 
boğma rakı efsaneymiş! 
tikves şaraplarını tat. lozova rakja, rakı. 

tga za jug, güneye hasret demek ( şarap )

bu bilgiler hep benim  makedonya kökenli sevgili arkadaşım itaatsiz'den, teşekkürler. 

hadi ben çanta hazırlamaya





kelime oyunu; bir yarışmanın handan'ca hali; kimseler yazmadan ben yazayım:)

26 Mayıs 2017 Cuma
neresinden başlayıp nasıl anlatacağım bilmiyorum ama klavye tıkırdamaya başladı. son söyleyeceğimi ilk söyleyeyim; üçüncü oldum. sizinle birlikte izlerken ( henüz ben de izlemedim) çok şey yazıp söyleriz ama ben size öncesini anlatayım. 

kelime hazinem geniştir:) bunu da söyledim daha yarışma başlarken. bunu koyun cebe, sonra istediğiniz kadar gülersiniz. tanışma, makyaj faslından sonra başladık yarışmaya. üçüncü koltuktaydım; sıra bana geldi. gittim işte yukarıda gördüğünüz koltuğa oturdum. kalbim güm güm atıyor; belli etmediğimi söyledi ali ihsan ben sonrasında ama bence kibarlığından; sanıyorum gözüne ışık tutulmuş tavşan gibiydim. birinci soru ikinci soru fakat ben neden ve nasıl koşullandığımı bilmiyorum soruyu görüyorum bilip bilmediğim değil o anda düşündüğüm sadece butona basmak! butona takılmış kafam! ona basıyorum. bir harf al değil mi?! yok, harf falan almadan soru ve ali ihsan beyin konuşmalarıyla ben nasılsa biliyorum, nasıl bildiğimi de anımsamıyorum. sonra o an geldi. 


evet, yukarıdaki gibi beynimin bomboş kaldığı o an. yok, aklıma gelmiyor bi'şey. butona da basmışım; harf alamıyorum ekran bana ben ekrana bakıyorum. BOŞLUK. 

sözcüğü bilemedim; izleyince göreceksiniz nasıl ve  hangi sözcükte takıldığımı. 

yarışma bitti o an bakışımı ben bile gördüm; ben daha soru var falan sanıyordum! yok, bitmiş. 

kamera önünde bir insan değilim tamam ama bu hal nasıl bir haldir anlamadım gitti. topluluk önünde konuşabilen bir insanım; mahkemeye çıkmışlığım, ifade vermişliğim vs. bir sürü konuşma deneyimim var. ama yok arkadaş orada kaldım öyle. son soruyu hiç bilemedim zaten saçmaladım da saçmaladım. 

sonra ali ihsan bey de zaten ''handan hanım çok iyiydi ama yarışmayı bilmiyormuş'' dedi. butona basmadan harf alsam, ''boşboğaz'' sözcüğünün hepsini alacak kredim de zamanım da vardı. olmadı. ne butonmuş arkadaş! esir aldı beni:) 

eğlendim mi, çok eğlendim.kazanabildim mi, yok kazanamadım. 

bir daha yarışırsam daha sakin olurum:) 

ben bir daha yarışmak istiyorum yav! 

ay ay ay en başta da ay ben test çözdüm, kelime hazinem akademisyen düzeyindeymiş bile dedim ya istediğiniz kadar eğlenebilirsiniz bu söylemimle. 

sonra attım kendimi piola'ya; 


türkiye pazarına yeni girmiş bir makarna tattırdı mine hanım bana; makarnayı beğendim. iki de bira yuvarladım. sonra eve gelip bu yazıyı yazdım. 

piola güzel mekan; makarna leziz bira buz gibi; sohbet yemek ve yarışmaydı tabii ki. 

teşekkürler; ali ihsan bey, devrim bey, piola'nın ve bence aslında şehrin en cool işletmecisi gürkan bey, barmen ozan, serviste ersan, ayhan ve uğur ve tabii ki şef ihsan beye, begüm hanıma... ve rakiplerime.